<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MircPort MircYukle Mircindir Anne Cocuk Sarki sozleri Fikralar guvenlik Haberler program siir webmaster Mirc Script chat sohbet mrc Muhabbet SesliChat SesliSohbet Sesli Sitesi &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.mircport.com/mirc/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mircport.com</link>
	<description>mIRCPort mIRC port</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Nov 2011 21:27:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>iyilik ve vefa hikayesi hikaye hikayeleri</title>
		<link>http://www.mircport.com/iyilik-ve-vefa-hikayesi-hikaye-hikayeleri.html</link>
		<comments>http://www.mircport.com/iyilik-ve-vefa-hikayesi-hikaye-hikayeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 10:20:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Oku]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye resmi]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler oku]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik ve vefa hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik ve vefa hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik ve vefa hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[normal hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircport.com/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. > > Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. > > Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. > > Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. > > Kurt, adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar. > > &#8220;Ey insan ne olur yardım et bana, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.mircport.com/wp-content/uploads/hikayeleri.jpg" alt="" title="hikayeleri" width="305" height="167" class="alignnone size-full wp-image-396" /><br />
Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır.<br />
><br />
> Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları<br />
bir türlü ekememektedir.<br />
><br />
> Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar.<br />
><br />
> Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir.<br />
><br />
> Kurt, adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar.<br />
><br />
> &#8220;Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak<br />
nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler.<br />
><br />
> &#8221; Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar,<br />
kurda içine girmesini söyler.<br />
><br />
> Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder.<br />
><br />
> Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar.<br />
><br />
<span id="more-395"></span><br />
> Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar,<br />
köylü &#8220;görmedim&#8221; der ve avcılar uzaklaşır.<br />
><br />
> Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü<br />
sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.<br />
><br />
> &#8220;Çok teşekkür ederim&#8221; der kurt, &#8220;Bana büyük bir iyilik yaptın&#8221;<br />
><br />
> &#8220;Önemli değil&#8221; der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye<br />
baslar.<br />
><br />
> &#8220;Bir dakika&#8221; diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu<br />
avcılardan kaçıyorum,<br />
çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve<br />
burada senden başka yiyecek bir şey yok.&#8221;<br />
><br />
> Köylü şaşırır:<br />
><br />
> &#8220;Olur mu, ben senin hayatını kurtardım.&#8221;<br />
><br />
> &#8220;Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan<br />
bir şey<br />
yoktur&#8221; der kurt.<br />
><br />
> &#8220;Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni<br />
yemek zorundayım.<br />
><br />
> &#8221; Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan<br />
ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.<br />
><br />
> Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar.<br />
><br />
> &#8221; Ne vefası &#8221; der kısrak,<br />
><br />
> &#8220;Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar<br />
doğurdum, gezdirdim.<br />
><br />
> Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda beni böylece kapıya koydu&#8230;<br />
><br />
> &#8221; Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar.<br />
><br />
> &#8220;Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim&#8221; der köpek, &#8221;<br />
Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara<br />
saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur&#8230;&#8221;<br />
><br />
> Kurt köylüye döner,<br />
><br />
> &#8220;İşte gördün&#8221; der. Köylü de son bir çabayla<br />
><br />
> &#8220;Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye&#8221;<br />
diye cevap verir.<br />
><br />
> Bu kez karşılarına bir tilki çıkar.<br />
><br />
> Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar.<br />
><br />
> Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir.<br />
><br />
> &#8220;Her şeyi anladım da&#8221; der tilki<br />
><br />
> &#8220;Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?<br />
><br />
> &#8221; Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar:<br />
><br />
> &#8220;Gözümle görmeden inanmam&#8230;<br />
><br />
> &#8221; İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez,<br />
tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar.<br />
><br />
> Köylü eline bir taş alır ve<br />
><br />
> &#8220;Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık&#8221; diyerek torbanın<br />
içindeki kurdu bir süre pataklar.<br />
><br />
> Sonra tilkiye döner<br />
><br />
> &#8220;Sana minnettarım beni bu kurttan kurtardın&#8221; der.<br />
><br />
> Tilki de &#8220;Benim için bir zevkti&#8221; diye cevap verir.<br />
><br />
> O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kürkü<br />
satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi<br />
öldürür.<br />
><br />
> Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:<br />
><br />
> &#8220;Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir<br />
şey yokmuş&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircport.com/iyilik-ve-vefa-hikayesi-hikaye-hikayeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cemile Nin Canlanışı</title>
		<link>http://www.mircport.com/cemile-nin-canlanisi.html</link>
		<comments>http://www.mircport.com/cemile-nin-canlanisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 08:02:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Cemile Nin Canlanışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircport.com/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[Bir ara ne kadar çok yazı yazıyordum. Bu aralar biraz yoruldum galiba. Ama bu yorgunluğum inanın yazı yazmaktan değil. Yeni bir ev, yeni bir çevre ve taşınmak.. Bence taşınmak kadar yorucu, kötü bir olay olamaz ya. Bu benim kaçıncı evim bunu bilemiyorum. İnşallah bu son olacak. Allahın izniyle… Ramazandan önceydi..Bir iki arkadaş buranın sahil kesiminde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ara ne kadar çok yazı yazıyordum. Bu aralar biraz yoruldum galiba. Ama bu yorgunluğum inanın yazı yazmaktan değil. Yeni bir ev, yeni bir çevre ve taşınmak..<br />
Bence taşınmak kadar yorucu, kötü bir olay olamaz ya. Bu benim kaçıncı evim bunu bilemiyorum. İnşallah bu son olacak. Allahın izniyle…<br />
Ramazandan önceydi..Bir iki arkadaş buranın sahil kesiminde bulunan güzel bir çay bahçesi var. Denizin hemen kenarında. Oraya gittik. Orasını öyle güzel yapmışlar ki. Yeni bir dekorasyon yapılmış. Oturma yerleri çok tatlı olmuş. Öyle birşey ki tanısan da tanımasan da yanına gelip biri oturabiliyor. Yani bir şark köşesi gibi yapmışlar. Arkadaşım pek beğenmese de ben bayıldım. Çünkü ben zaten bu tip şeyleri çok seviyorum.<br />
Arkadaşla laflarken yanımıza tek başına bir bayan oturdu. Duruşu hüzün doluydu. O arada yanımıza gelen garsonun sesini bile duymamıştı kadıncağız. Belli ki sıkıntısı çoktu. “Nasıl yapsam da halini öğrensem” diye düşünürken; o bana döndü ve “ateşiniz var mı” diye sordu. Ben de sigara içmememe rağmen mutlaka çantamda çakmak bulundururum. Çıkarıp verdim. Sigarasını yaktı ve derin bir nefes aldı. Çakmağı bana geri uzattı. Sessizce “içmeseniz daha iyi aslında” deyiverdim işte. Zavallı sanki benim ağzımdan çıkacak tek bir kelimeyi beklermişcesine kolunu oturduğu kanepenin üzerine atıp, bir de bacak bacak üstüne attı ve başladı anlatmaya…<br />
İsmi Cemile ydi. Birini çok sevmiş ve evlenmişler. Bir de çocukları olmuş. Ama herşey tozpembe gitmemiş ne yazık ki. Çocuğunun babası olacak şerefsiz tam bir alkolikmiş. Kadına yapmadığı işkence kalmamış. Çok dayanmış aslında. Sabretmiş. Çünkü delicesine sevmiş kocası olacak o adi herifi. Aslında onun da kendisini çok sevdiğini sanmış, aldanmış. Adam Cemile nin bu sevgisinden emin, ona her tür kötülüğü yapmış. Cemile hepsine göğüs germiş, dayanmış ve en sonunda çocuğunun babası olacak o şerefsiz onu öyle bir kandırmış ki, anlaşmalı bir şekilde boşanıvermiş işte. Hiç istemeden. Tek bir kuruş ne bir maddi ne de manevi tazminat almadan. Nafasa hiç istemeden. Kalıvermiş hayatta çırılçıplak. Üstelik evini de öyle bir terketmiş ki, tüm eşyasını, çeyizini, çamaşırlarını orda bırakmış. Aldığı gibi oğlu Ali yi çıkıvermiş evinden kaçarcasına..<br />
Cemile elindeki sigarayı bitirdiğinde ikinciyi yakmaya çalışırken “içme” dedim. “Boşver be!kurtulduğuna sevin” dediysem de ne kadar doğru dedim bunu bilemiyorum. Her halinden belliydi ki kendisini kandıran o pis herifi hala seviyordu. Onun için onun kendisini boşaması önemli değildi. Cemile için önemli olan hala eski kocasına aşık olmasıydı. Onu yakan şey buydu. Bunu bana en sonunda itiraf etti. Ben bunu o daha bazı şeyleri anlatırken anlamıştım oysa. “Bu nasıl bir şey? diye sordum kendi kendime. Bir insan karşısındaki insana zerre kadar değer vermezken; değer vermediği o insan onu delicesine seviyordu. Böyle birşey olamazdı ya!!<br />
Ama oluyordu işte! Oğlunu hemen hergün annesine bırakıyor kendini atıyordu deniz kenarındaki bu çay bahçesine. Belki biraz rahatlamak, belki biraz huzur bulmak. Bunu bilemiyorum. Ona kalsa burası onun için yaşadığı cehennem hayatından cennete geçişti.<br />
Bir ara yaşını sordum. “33″ dedi. 33 yaş ne ki? Ben o yaşta daha yeni doğum yapmıştım ya. “Ne olur gir bir işe çalış, kendi ayakların üstünde durmasını öğren” dedim. Bana dönüp “Abla çok iş aradım ama bulamadım” deyince, yanımızdaki arkadaşım Berna lafa karıştı. Cemile ye “gel seni dayımın dükkanına götüreyim orada çalış” dedi. Berna nın dayısının bizim bu güzel ilimizde bir restaurantı vardı ve mutfağa bir eleman aradıklarını söyleyince, Cemile birden ona dönerek “sahiden mi?” diye sevinçle neredeyse çığlık attı. Berna nın bu hareketi karşısında ben bile şaşırmıştım. Çünkü ondan hiç böyle birşey beklemiyordum. O anda öyle mutlu olmuştum ki. Hele Cemile..<br />
Hemen oracıkta hep beraber kalkıp, Berna nın dayısının restaurantına gittik. Berna dayısına Cemile den bahsetti. Dayısı da Cemile nin hemen ertesi sabah gelip işe başlayacağını söyleyince siz Cemile nin sevincini bir görmeliydiniz. Allahım bu nasıl bir mutluluktu? Neredeyse ağlayacaktım. Bize etmediği dua kalmamıştır herhalde. Bizi evine kadar götürdü. Evini gösterdi ve mutlaka ona gitmemizi istedi. Biz de mutlaka geleceğimizi söyleyip ayrıldık.<br />
Berna ya iki gün sonra Cemile yi sorduğumda işinden çok memnun olduğunu söyleyince öyle rahatladım ki. Hem işi iyiydi hem de parası. Artık ele avuca bakmıyordu. Kendi çalışıp kendi yiyordu. Oğlu Ali ye de istediklerini artık alabiliyordu. Bu çok güzel bir şey ya..Aslında bunu keşke bu tip insanlara hep yapabilsek..<br />
İşte bu da Cemile diye biriydi..<br />
Cemile Nin Canlanışı<br />
• Zeynep Akıllı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircport.com/cemile-nin-canlanisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabir Hikayesi</title>
		<link>http://www.mircport.com/sabir-hikayesi.html</link>
		<comments>http://www.mircport.com/sabir-hikayesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 20:55:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mircport.com/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse, kavak agacıyla aynı boya gelmiş. Birgün dayanamayıp sormuş kavağa: - Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç? - On yılda&#8230; demiş kavak. - On yılda mı?&#8230; diye gülmüş ve çiçeklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse, kavak agacıyla aynı boya gelmiş. Birgün dayanamayıp sormuş kavağa:<br />
- Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?<br />
- On yılda&#8230; demiş kavak.<br />
- On yılda mı?&#8230; diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.<br />
- Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak.<br />
- Doğru!&#8230; demiş ağaç. &#8221;Doğru!&#8230;&#8221;<br />
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak, önce üşümeye başlamış sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış<br />
Sormuş endişeyle kavağa:<br />
- Neler oluyor bana ağaç?<br />
- Ölüyorsun&#8230;demiş, kavak.<br />
- Niçin?.. diyerek devam ettirmiş sorusunu,<br />
Ağaç:<br />
- Benim on yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çalıştığın için&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mircport.com/sabir-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

